EV GEZMESİ | HUZUR EVDE BAŞLAR..

Herkese merhaba…

Hayırlı Cumalar…

Ramazan demek öyle güzel bir huzur demek ki. Sizin nasıl geçiyor Ramazanınız? Son durumlar nasıl? Susuzluk arada bir kendini hissettirse de çok şükür bu zamana kadar benim için iyi geçti 

Ev gezmesi yazıları hazırlama süreçlerini öyle seviyorum ki evleri gibi güzel ve naif insanlarla tanışmak öyle büyük bi şans ki benim için. Yine çok güzel bi insanın evine davetliyiz. İnstagram’da çok yeni takip etmeye başladım ama  paylaştığı fotoğrafları öyle güzel ki her kare resmen huzur kokuyor 

takip etmek isterseniz instagram: @anaestheticconcern
blogunu da okumak isterseniz : www.anaestheticconcern.blogspot.com.tr/      

Bu ara sadeleşmek adına ev dekorasyonunu iskandinav tarzına dönüştüren bir çok kişi var. Sade hayat demek başlı başına bir felsefedir aslında dönüştürülme hikayelerine başvurmadan evin genel kimyası kişilerle birlikte ilk olarak minimal olarak tasarlanmalıdır. Önce çok eşyalı bi evin olup daha sonra sadeleşiyorum deyip tüm eşyalardan teker teker vazgeçmek bana daha çok israfmış gibi geliyor. Tıpkı gezeceğimiz ev gibi ilk tasarımdan itibaren evin kimyası yapısı sade ve minimal olmaya odaklı öyle ki rahatça yaşanılabilir mekanlar ortaya çıksın. Neyse ben lafı pek uzatmadan Zehra Hanım’ın güzel kareleri ve kalemiyle sizi baş başa bırakayım =)

Merhaba,

İlk olarak Hilibon’a çok teşekkür ederek başlamak istiyorum. Bana bu köşede konuk olmayı teklif ettiğinde çok mutlu oldum. Zira kendi minnacık bilgisiyle ev döşemiş biri olarak bir iç mimarın beğenisini kazanmak çok güzel bir duygu. Bunu sana sadece öylesine söylemediğimi anlatmayı becerebilir miyim bilmiyorum. Ama kabaca tarif etmem gerekirse; acayip kıt notlu bir hocanın son tez ödevinden 100 almak gibi ya da maaşının yarısını verip aldığın en sevdiğin vazonun kırıldığına kahrolurken birden gözlerini açınca sadece rüya olduğunu anlamak gibi inanılmaz güzel yani işte =)

Adım Zehra, iskandinav tarzı minimal evime hoş geldin.

Fotoğraflarda geniş gibi görünse de toplamda salon ve yatak odasından oluşan 78m2 1+1 bir evde yaşıyorum.

Öncelikle belirtmeliyim ki bence kişinin mutluluk kaynağı kendi içinde ve insan kendi mutluluk kaynağını pekiştirecek bir takım özelliklerle donanımlı bir varlık. Kendini keşif ise özgürlük ve güven duygusunun buluştuğu bir ortamda çok daha rahat oluyor. Ve bana kalırsa bu ortam da herkes için dünyanın en güzel yeri olan kendi evinde oluyor.

Kısacası benim için huzur evde başlar…

Birçok insan gibi bu huzuru evde yaşamayı seven ben evi döşerken birkaç kritere dikkat ettim. Evvela yaşam tarzımla örtüşmeliydi, elbette estetik anlamda da beni mutlu etmeliydi. Evde geçirilen zamana bu kadar düşkün birinin dışarıda koşturup çalıştıktan sonra eve gelince haliyle enerjisini sürekli yüksek tutacak konfor ve rahatlığı sağlayacak evi de günlük yaşamda kullanışlı hale getirmekte önemliydi. Tabi aynı zamanda ekonomik olmalıydı zira kısıtlı bir bütçeye sahiptim. Peki ya hayallerim, hayalimde tasarladığım ev?

*Bu tel panonun yapımına Zehra Hanım’ın blogundan ulaşabilirsiniz. (www.anaestheticconcern.blogspot.com.tr/  )    

Hepsini elbette dört dörtlük olarak bir araya getirmem zordu fakat buna rağmen kafamda tasarladığım tüm bu kriterlere neredeyse en yakın evi döşedim diyebilirim…

Ev yaşam tarzına hizmet etmeli diye düşünüyorum. Şatafattan kalabalıktan uzak biri olduğum kesin.

Beni mutlu kılan üretmemi destekleyen, huzurumu sağlayan ve bu yönde motive eden değerleri bulduğum tarz ise iskandinav tarzı oldu. 

Salonum, ya da yaşam alanımda doğal olarak ikea ağırlıklı eşyalar var. (çünkü maalesef İskandinav tarzın bu sadelikte ve bu fiyata pek fazla alternatifi yok) Dolaplarım ‘besta’ serisinden. Onları dilediğim gibi kullanabiliyorum. Canım sıkılmaya görsün hooop hemen evin şekli değişir dolaplarım sağa sola ayrılıverir=) ama genelde beraber takılıyorlar. Ben tv izlemiyorum. Dolayısıyla evde tv yok fakat olsaydı bu dolaplar aynı zamanda tv ünitesi görevini üstlenecekti. Bu dolapların üzerindeki aksesuarlarıysa istediğim gibi değiştirmek en büyük zevkim.

Salonumda şu an biri uzanma koltuğu diğeri 3lü olmak üzere 2 tane koltuk var. Her ikisinin de yüzlerini yıkama ve değiştirme özgürlüğü evdeki en sevdiğim durumlardan biri. Çocuk sahibiysen beni çok iyi anlamışsındır =)

Duvarlar evin en önemli aksesuarı bence. Daha doğrusu fon diyorum ben onlara. Evi gerçekten bir anda değiştiren ve eşyaları yansıtan unsur parkeler ve duvarlar çünkü. Benim duvarlarım tiramisu diye adlandırılan bu renkte beyaz dolaplarıma çok yakıştırıyorum açıkçası. Sevgili duvarlarımı kendim yaptığım tablolarla süslüyorum. Geyik tablo dışındaki tüm çizimler bana ait. Zaman zaman değiştiriyorum çizimleri, içinde bulunduğum dönem, ruh hali, iç ses adına ne dersen işte o yönlendiriyor beni …

Elif ve vav eşlik etti mesela bir dönem yaşamıma, daima ruhuma dilime işte bana iyi gelen iyileştiren bir gücü oldu onların.

Arada asıyorum tekrar, hep hatırlamak istediğimde klasik mottomu;

‘’Elif’’ gibi dimdik kimseye boyun eğmeden , ‘’Vav’’ gibi mütevazi ,kendini bilip kimseyi incitmeden…

Veya minnacık bir puzzle parçası çizmiştim ve onu daima bütünün parçası olduğum düşüncesiyle asmıştım duvara, yaşam koskocaman bir puzzle a benzetirim ben her birimiz o puzzle‘ın eşsiz birer parçasıyız. Evet tek bir parçayla bir puzzle bozulmaz ancak olması gerektiği gibi eksiksiz ve mükemmel olur

Aklıma, ruhuma, gözüme iyi gelen her şeyi duvarlara çizmekten yana gönlüm açık kısacası…

Kızımın yatağının üstüne onun ilk elbisesi, doğum anında alınan ayak izleri gibi ona özel tablolar kullandım şimdiye dek. Ama bir zaman sonra onun da kendi çizimlerini asmasını isteyeceğim.

Yatak demişken, yatak odamız biraz küçük ama bir şekilde sığıyoruz. Bana ve kızıma ait tüm kıyafetler toplam 3 küçük gardırop içinde J İkea’nın stuva gardırop’u çok sade ve kullanışlı bizim için.

İkisi bana biri kızıma yetiyor =) less is more kısacası..

Gardırop konusu başlı başına anlatabileceğim bir konu. Zira son dönemin moda deyimiyle bir çeşit kapsül gardırop kullanıyorum. Deliler gibi almayı gençlikte bıraktım =) anlayacağınız yaşam tarzım hakikatten minimal =)

Yatağım çok sık soru aldığım konulardan, açılıp kapanabilen divan yatak. Ben çok seviyorum çok rahat ve konforlu koskocaman bir yatak oluyor açılınca ki bizde genellikle açık. Çekmecelerini de şöyle anlatayım dipsiz kuyu =) yani benim için öyle. Zira 3 valize sığabilecek eşyayı kucaklamış durumda.

Aklıma gelen her şeyi anlattım ama eğer merak ettiğin atladığımı düşündüğün veya daha ayrıntılı öğrenmek istediğin bir konu varsa tüm sorularını cevaplamak üzere @anaestheticconcern instagram sayfama beklerim. Tabi bir gün olurda akşam bunalıp sadece ocakta kaynayan çayın sesinin olduğu sakin bir ortam düşlersen eve çaya da beklerim=) Bilirsin o ses huzurun sesidir…

1 Yorum Var

EV GEZMESİ | MODUMA GÖRE DEKORASYON

Herkese merhaba 

Festivaller, workshoplar derken uzun zamandır ara verdiğim ev gezmesi yazılarımı tekrar bi  toparlayayım dedim. Ve ilk olarak da sevgili Kübra’nın evine misafir oldum. İnstagram’dan @kubraninevi  olarak bulabileceğiniz ve sayfasında genellikle kitap yorumlarıyla, minik Hira’ya ve keyif dolu kahve kareleriyle insanın içini açıyor resmen =)

Gelelim ev gezmesi fikrime. Kübra’nın oturma odasını iskandinav tarza dönüştürme hikayesine attığı fotoğraflarla az çok bilgi sahibi olmuştum. Onu bloguma davet ettiğimde ise son hazırlıklarının da bitmesi ile hemencecik bana dönüş yaptı. Evinin dekorasyonunda tek bir tarza bağlı kalmayan, farklı dekorasyonların insan psikolojisini etkilediğini düşünen ev sahibemiz hem vintage hem iskandinav tarzla evini döşemeye özen göstermiş.

EV GEZMESİ | KÜBRA’NIN EVİ

“Öncelikle dekorasyona olan ilgimden dolayı şimdiye kadar severek takip ettiğim Hilibon’un ev gezmesi yazı dizisine misafir olduğum için ne kadar mutlu olduğumu belirtmek isterim.

İnstagram kullanıcı ismimden de anlaşılacağı üzere tipik bir yengeç olarak evime çok düşkün biriyim. En ince ayrıntının bile içime sinmesi, benim için çok önemli.

Ben evin her odasının farklı bir tarzda olmasından yanayım. Çünkü dekorasyonun insan psikolojisini çok etkilediğini düşünüyorum. Mesela baharın renklerini özlediğimde ve nostaljik havaya girmek istediğimde vintage tarzındaki salonumda, sadeliği ve rahatlığı istediğimde ise İskandinav tarzındaki oturma odamda vakit geçirmek bana çok iyi geliyor.

Salonumun baş köşesindeki radyom babamın dedesinden yadigar, tahminen 30-40 senelik ve hala çalışır durumda. O yüzden benim için çok kıymetli. Vintage havasıyla mobilyalarımla olan uyumunu da ayrı seviyorum.

Oturma odamın tarzı ise yeni yeni oturmakta. Günlük kullanım alanımız olduğundan diğer odaların aksine daha sade, yorucu renklerden uzak ve samimi bir ortamı olmasını istiyordum. Biraz araştırdıktan sonra, 3 yıl önce evlendiğimizde sadece köşe koltuk ve tv den ibaret olan odamızı kırlentler, raflar ve çerçeveler yardımıyla İskandinav tarzına dönüştürdüm ve artık her şeyiyle içime sindi çok şükür. Hatta misafirlerim bile çoğu zaman oturma odasını daha rahat ve samimi bulup salona geçmek istemiyor =)

Gelelim evimizin neşesi Hira’mın odasına.

Odasına bakmaya gittiğimizde o kadar uçuk fiyatlar ve renkli, abartı mobilyalar ile karşılaştık ki, sade kullanışlı bir oda arayışımız için soluğu İkea’da aldık. Çokta memnunuz.

Çerçeveleri de cinsiyetini öğrendikten sonra sabırla beklerken, bugünlerin hayalini kurarak kızım için işlediğim etaminlerle doldurdum. El emeği gibisi yok 

Ve tabii kahvem ve fırsat buldukça okuduğum kitaplarımla karelere döktüğüm sunum fotoğraflarım.. Beğeniler ve geri dönüşler aldıkça mutlu oluyorum, bu yüzden instagram bana çoğu zaman terapi gibi geliyor =)”

1 Yorum Var

EV GEZMESi | Sade Hayat Oh Daha Rahat!

İyi haftalar..

Bu hafta başlangıcı benim için yüksek tansiyonlu başlasa da enerjimi toplamak için bloguma sıkıca sarılarak bu haftaki ev gezmesini yazmak istedim. Bazen sosyal medyadan öyle soğuyorum ki.. Ama sonra sevgili Merve @mrvvylmaz  gibi enerjisi yüksek insanlar sayesinde yeniden hadi neyse diyorum yine de bak iyi ki varmış tanışmamıza vesile oldu. Merve’yi çok uzun zamandır instagramdan takip ediyordum blogda yazmaya başlayınca bi kez daha iyi ki tanımışım dediğim kişiler arasına girdi Ev gezmesi içinde sade ve güzel evi bana öyle iyi geldi ki tam da kendi evim için daha da sadeleşmeyi düşünürken güzel bi fikir oldu sizlerle de paylaşmak istedim.. Daha minimal döşenmiş evler “az eşya daha çok huzur” mottosunu hayatlarına güzelce yerleştirmiş insanlar sayesinde son zamanlarda daha çok hayatımıza girmiş durumda. Sanırım bu da bizim için eşyalarımızı çok hızlı tükettiğimiz bu dünya için bi tür koruma kalkanı haline geliyor. Modern mimarinin öncü mimarlarından Mies Van Der Rohe’nin daha üniversitenin ilk yıllarında hocalarımız tarafından dilimize plesenk olan meşhur sözünü de bu sade hayat yazımda söylemeden edemeyeceğim “Less is more..” Bak bu sözü burada bile kullandım ya hocalarım okusa gözleri yaşarırdı eminim =) Merve’de benim gibi evlendiğinden beri her sene ev değiştirmiş. Kendi taşınma tecrübelerimden biliyorum belki de sadeleşmesine bu sebep olmuştur. Hadi biraz da kendi cümlelerinden okuyalım evinin hikayesini =)

“Herkese merhabaa =) Öncelikle mükemmel ev yazılarının arasına bizim evimizi de yazacak olan Hilibon’a bu nazik teklifi için çok teşekkür ediyorum. Güzel ev yazılarının yanına benim evimi de ekleyecek olması beni çok mutlu etti. Şöyle başlayayım o zaman ben Merve, 4 yıldır evliyim ve bu 4 yılda tam 5 kez taşındık . Neden bilmiyorum =) Ama bu sefer evimizi taşınmamak üzere dekore ettik inşallah da öyle olur. Biri 2,5 diğeri yarım yaşında olan 2 bebekle , evimizi hem kendi isteklerimize göre, hem de onların daha az hasar görüp , daha az hasar verebilecekleri bir ev döşemek istedik eşimle =) Burada benim bir de eski evimin fotoğrafı var . Daha sıcak daha çok eşya daha çok obje gibi görünebilir belki ama o zaman çocuklarımız yoktu ve yeni evliydim. Ben iskandinav evlerini de çok seviyorum ama tabi ama bu kadar sadeleştikten sonra onlar biraz daha karışık oluyor. Daha modern ve minimal olması 2 çocuklu bir ev için daha mantıklı geldi. Sadeliği her zaman daha çok severim. Kendi giyim kuşamım olsun, evim olsun, yaşam tarzım olsun, hepsi sade olsun benim olsun =) Bence insanın evi kendinide yansıtıyor. Kafasını da yansıtıyor aynı zamanda. Pembe döşenmiş evi olan birinin çok hayalperest yada polyanna olduğunu düşünmezmiyiz? Ya da avangard olan bir evin sahibesinin gösterişi çok sevdiğini kim anlamaz ki. Veya spor döşenmiş bir evin rahatına düşkün biri olduğunu hepimiz ayırt edebiliriz elbette. Ev aslında bizdir.. Benden bu kadar. Sözü Hilibon’a bırakıyorum ( ismi çok tatlı değil mi ama ya =) ).Umarım küçükte olsa bir fikir sunabilmişimdir sizlere.”

Bu fotoğrafta evimiz aynı değil ama salon mobilyalarımın eski hali (yeni evliyken)

Hadi şimdi biraz mutfağa geçelim..

“Aynı şekilde mutfakta da çok fazla eşya sevmem.Tezgahım herzaman bomboş olmalıdır. Bunun için mutfağıma küçük bir kitaplık yaptırdım. Henüz düzenlemesi tam değil ama ıvır zıvır hediyeliklerimi oraya koyuyorum. Minimal bir ev her zaman hayalimizdi. Azda olsa gerçekleştirebildik =) “

“Yukarı çıkan merdivenlerim ve evimizin dekorasyonuyla alakası olmayan fakat değiştiremediğmiz merdiven kenarlıkları=)”

“Ve işte şimdi de Efe ile Zeynep’in odalarındayız..

Evimiz nekadar soft renklerle döşenmiş olsada çocuk odasını canlı tutmaya çalıştık.”

“Son olarak; evi ve mobilyaları güzel kılan bence boyadır. Biz jotun tercih ettik. Kesinlikle kataloglarına göz atmalısınız. Mobilya ne kadar sade ve düz olursa olsun arkasında duran güzel tonlar mobilyayı güçlü kılıyor. Hilibon’un yazdığı güzel neşeli anı dolu evlerin yanında bir o kadar sade bir ev işte..”

Bu güzel ev gezmesi için Merve’ye 2 çocuklu hayatında bana vakit ayırdığı için bir kez daha teşekkür diyorum. Umarım siz de okurken keyif almışsınızdır.

Siz de Merve’nin blogunu okumak isterseniz  https://mrvvylmaz.wordpress.com/ tıklayabilirsiniz.

Yorum Yap

EV GEZMESİ | Öğrenci Evinden Huzur Dolu Bir Yuvaya

Herkese keyifli bi Cumartesi olsun…

Blogumu ve instagram sayfamı yeni keşfedenler için yeniden ev gezmesi yazı dizisinden bahsetmek istiyorum sizlere. İnstagramda tanıdığım veya bloglarını severek takip ettiğim evlere her hafta sanki misafir oluyormuşcasına bi kahve arası sohbetle dekorasyonla ilgili detaylarını ev gezmesi başlığında yazıyorum sizlere. Şimdilik 10-11 tane yazı oldu. Diğer tüm ev gezmesi yazılarımı okumak için tıklayınız.

Hadi artık hazırsanız bu haftaki ev gezmemize geçelim =)

Bu hafta Almanya’ya sevgili Saliha’nın evine davetliyiz. Nam-ı değer @laluebkem desem minik Ömer ile takip edenleriniz tanıyacaktır..Saliha’yı instagram sayesinde tanıyıp çok sevdim öyle sıcak öyle samimi biri ki..Onu ev gezmesine davet ettiğim de sağolsun hiç kırmadan davetime icab etti.

“Her evin bir hikayesi vardır bizimkisi biraz standartların dışında yani şöyle ki burası aslında bir öğrenci evi. Bu sebepten biraz farklı. Eşim ve ben öğrenci olarak Almanya’ya geldik. 65 metre kare kutu gibi bir ev kiraladık burada. Geri dönüş yaptığımız da eşyaları geri götürmek istemediğimiz için ona göre şeyler aldık.

Öncelikle ilk başta biraz kendimden bahsedeyim. Liseyi bitirdikten sonra bazı yasakların kalkmasını beklerken 5 sene sonunda yanlış tercih sonucu Uludağ Üniversitesi Mobilya ve dekorasyon bölümü mezunu oldum. Daha sonra eğitimime Almanya’da devam etme kararı ile Mimarlık eğitimine başladım burada. Üniversitenin ikinci yılında bebeğimizin olacağını öğrenince okul yavaştan askıya alınmaya başlandı. Şuan oğlumuz Ömer bir yaşında ve tüm vaktimi ona ayırmış bulunmaktayım yani okulu dondurdum şimdilik. Ömer hazır olduğunda eğitimime tam olarak devam etmek istiyorum.

Şu sıralar evde vakit geçirirken bol bol kitap okumaya çalışıyorum gerek çocuk gelişimi ile alakalı gerekse kendi kişisel gelişimim için tekrar üniversiteye döndüğümde buna pek vaktim olmayacak biliyorum mimarlık eğitimi uykuyu bile çoğu zaman bir lüks kılıyor bilirsiniz =)
Eşim ise tamamen farklı Bilgisayar Mühendisliği bölümünde master yapmakta yakın bölümler olsak desteğini alabilicekken ikimizinde bir birine faydası olmaması bu konuda biraz kötü.

Minik Ömer ve odasından kareler

En büyük hobilerim arasında fotoğraf çekmek bulunmakta. Hiç bıkmadan usanmadan gün boyu fotoğraf çekebilirim.
Günün en sevdiğim öğünü kahvaltı olunca ayrı bir zevkle hazırlıyorum daha sonra fotoğraflamak ise ayrı keyif veriyor.

Duvarların beyaz olması eve daha bir ferahlık katıyor. Ayrıca açık ve canlı renk tercihimiz Almanya’nın genelde kapalı ve gri havasına inat bize evin içinde baharı anımsatıyor, motive ediyor. Bu sebeple evden canlı çiçeklerde eksik olmuyor. Her kadın gibi bende çiçekleri çok seviyorum evin içinde duvarlarda, masada orda burda görmek keyif veriyor.

Herşeyi çokça tükettiğimiz şu dönemde hayatımda bir çok şeyi minimale indirme çabasını elbette evimizin içinde de görebilirsiniz. Az ve işlevi olan eşyaları tercih ettik. Daha sonra eğitimlerimiz bittiğinde vatanımıza dönerken eşyaları tamamen öğrencilere bağışlayıp o şekilde dönmeyi düşünüyoruz.”

2 Yorum Var