EV GEZMESİ | HUZUR EVDE BAŞLAR..

Herkese merhaba…

Hayırlı Cumalar…

Ramazan demek öyle güzel bir huzur demek ki. Sizin nasıl geçiyor Ramazanınız? Son durumlar nasıl? Susuzluk arada bir kendini hissettirse de çok şükür bu zamana kadar benim için iyi geçti 

Ev gezmesi yazıları hazırlama süreçlerini öyle seviyorum ki evleri gibi güzel ve naif insanlarla tanışmak öyle büyük bi şans ki benim için. Yine çok güzel bi insanın evine davetliyiz. İnstagram’da çok yeni takip etmeye başladım ama  paylaştığı fotoğrafları öyle güzel ki her kare resmen huzur kokuyor 

takip etmek isterseniz instagram: @anaestheticconcern
blogunu da okumak isterseniz : www.anaestheticconcern.blogspot.com.tr/      

Bu ara sadeleşmek adına ev dekorasyonunu iskandinav tarzına dönüştüren bir çok kişi var. Sade hayat demek başlı başına bir felsefedir aslında dönüştürülme hikayelerine başvurmadan evin genel kimyası kişilerle birlikte ilk olarak minimal olarak tasarlanmalıdır. Önce çok eşyalı bi evin olup daha sonra sadeleşiyorum deyip tüm eşyalardan teker teker vazgeçmek bana daha çok israfmış gibi geliyor. Tıpkı gezeceğimiz ev gibi ilk tasarımdan itibaren evin kimyası yapısı sade ve minimal olmaya odaklı öyle ki rahatça yaşanılabilir mekanlar ortaya çıksın. Neyse ben lafı pek uzatmadan Zehra Hanım’ın güzel kareleri ve kalemiyle sizi baş başa bırakayım =)

Merhaba,

İlk olarak Hilibon’a çok teşekkür ederek başlamak istiyorum. Bana bu köşede konuk olmayı teklif ettiğinde çok mutlu oldum. Zira kendi minnacık bilgisiyle ev döşemiş biri olarak bir iç mimarın beğenisini kazanmak çok güzel bir duygu. Bunu sana sadece öylesine söylemediğimi anlatmayı becerebilir miyim bilmiyorum. Ama kabaca tarif etmem gerekirse; acayip kıt notlu bir hocanın son tez ödevinden 100 almak gibi ya da maaşının yarısını verip aldığın en sevdiğin vazonun kırıldığına kahrolurken birden gözlerini açınca sadece rüya olduğunu anlamak gibi inanılmaz güzel yani işte =)

Adım Zehra, iskandinav tarzı minimal evime hoş geldin.

Fotoğraflarda geniş gibi görünse de toplamda salon ve yatak odasından oluşan 78m2 1+1 bir evde yaşıyorum.

Öncelikle belirtmeliyim ki bence kişinin mutluluk kaynağı kendi içinde ve insan kendi mutluluk kaynağını pekiştirecek bir takım özelliklerle donanımlı bir varlık. Kendini keşif ise özgürlük ve güven duygusunun buluştuğu bir ortamda çok daha rahat oluyor. Ve bana kalırsa bu ortam da herkes için dünyanın en güzel yeri olan kendi evinde oluyor.

Kısacası benim için huzur evde başlar…

Birçok insan gibi bu huzuru evde yaşamayı seven ben evi döşerken birkaç kritere dikkat ettim. Evvela yaşam tarzımla örtüşmeliydi, elbette estetik anlamda da beni mutlu etmeliydi. Evde geçirilen zamana bu kadar düşkün birinin dışarıda koşturup çalıştıktan sonra eve gelince haliyle enerjisini sürekli yüksek tutacak konfor ve rahatlığı sağlayacak evi de günlük yaşamda kullanışlı hale getirmekte önemliydi. Tabi aynı zamanda ekonomik olmalıydı zira kısıtlı bir bütçeye sahiptim. Peki ya hayallerim, hayalimde tasarladığım ev?

*Bu tel panonun yapımına Zehra Hanım’ın blogundan ulaşabilirsiniz. (www.anaestheticconcern.blogspot.com.tr/  )    

Hepsini elbette dört dörtlük olarak bir araya getirmem zordu fakat buna rağmen kafamda tasarladığım tüm bu kriterlere neredeyse en yakın evi döşedim diyebilirim…

Ev yaşam tarzına hizmet etmeli diye düşünüyorum. Şatafattan kalabalıktan uzak biri olduğum kesin.

Beni mutlu kılan üretmemi destekleyen, huzurumu sağlayan ve bu yönde motive eden değerleri bulduğum tarz ise iskandinav tarzı oldu. 

Salonum, ya da yaşam alanımda doğal olarak ikea ağırlıklı eşyalar var. (çünkü maalesef İskandinav tarzın bu sadelikte ve bu fiyata pek fazla alternatifi yok) Dolaplarım ‘besta’ serisinden. Onları dilediğim gibi kullanabiliyorum. Canım sıkılmaya görsün hooop hemen evin şekli değişir dolaplarım sağa sola ayrılıverir=) ama genelde beraber takılıyorlar. Ben tv izlemiyorum. Dolayısıyla evde tv yok fakat olsaydı bu dolaplar aynı zamanda tv ünitesi görevini üstlenecekti. Bu dolapların üzerindeki aksesuarlarıysa istediğim gibi değiştirmek en büyük zevkim.

Salonumda şu an biri uzanma koltuğu diğeri 3lü olmak üzere 2 tane koltuk var. Her ikisinin de yüzlerini yıkama ve değiştirme özgürlüğü evdeki en sevdiğim durumlardan biri. Çocuk sahibiysen beni çok iyi anlamışsındır =)

Duvarlar evin en önemli aksesuarı bence. Daha doğrusu fon diyorum ben onlara. Evi gerçekten bir anda değiştiren ve eşyaları yansıtan unsur parkeler ve duvarlar çünkü. Benim duvarlarım tiramisu diye adlandırılan bu renkte beyaz dolaplarıma çok yakıştırıyorum açıkçası. Sevgili duvarlarımı kendim yaptığım tablolarla süslüyorum. Geyik tablo dışındaki tüm çizimler bana ait. Zaman zaman değiştiriyorum çizimleri, içinde bulunduğum dönem, ruh hali, iç ses adına ne dersen işte o yönlendiriyor beni …

Elif ve vav eşlik etti mesela bir dönem yaşamıma, daima ruhuma dilime işte bana iyi gelen iyileştiren bir gücü oldu onların.

Arada asıyorum tekrar, hep hatırlamak istediğimde klasik mottomu;

‘’Elif’’ gibi dimdik kimseye boyun eğmeden , ‘’Vav’’ gibi mütevazi ,kendini bilip kimseyi incitmeden…

Veya minnacık bir puzzle parçası çizmiştim ve onu daima bütünün parçası olduğum düşüncesiyle asmıştım duvara, yaşam koskocaman bir puzzle a benzetirim ben her birimiz o puzzle‘ın eşsiz birer parçasıyız. Evet tek bir parçayla bir puzzle bozulmaz ancak olması gerektiği gibi eksiksiz ve mükemmel olur

Aklıma, ruhuma, gözüme iyi gelen her şeyi duvarlara çizmekten yana gönlüm açık kısacası…

Kızımın yatağının üstüne onun ilk elbisesi, doğum anında alınan ayak izleri gibi ona özel tablolar kullandım şimdiye dek. Ama bir zaman sonra onun da kendi çizimlerini asmasını isteyeceğim.

Yatak demişken, yatak odamız biraz küçük ama bir şekilde sığıyoruz. Bana ve kızıma ait tüm kıyafetler toplam 3 küçük gardırop içinde J İkea’nın stuva gardırop’u çok sade ve kullanışlı bizim için.

İkisi bana biri kızıma yetiyor =) less is more kısacası..

Gardırop konusu başlı başına anlatabileceğim bir konu. Zira son dönemin moda deyimiyle bir çeşit kapsül gardırop kullanıyorum. Deliler gibi almayı gençlikte bıraktım =) anlayacağınız yaşam tarzım hakikatten minimal =)

Yatağım çok sık soru aldığım konulardan, açılıp kapanabilen divan yatak. Ben çok seviyorum çok rahat ve konforlu koskocaman bir yatak oluyor açılınca ki bizde genellikle açık. Çekmecelerini de şöyle anlatayım dipsiz kuyu =) yani benim için öyle. Zira 3 valize sığabilecek eşyayı kucaklamış durumda.

Aklıma gelen her şeyi anlattım ama eğer merak ettiğin atladığımı düşündüğün veya daha ayrıntılı öğrenmek istediğin bir konu varsa tüm sorularını cevaplamak üzere @anaestheticconcern instagram sayfama beklerim. Tabi bir gün olurda akşam bunalıp sadece ocakta kaynayan çayın sesinin olduğu sakin bir ortam düşlersen eve çaya da beklerim=) Bilirsin o ses huzurun sesidir…

1 Yorum Var

HOTEL ROX GÖREME-KAPADOKYA

HOTEL ROX GÖREME-KAPADOKYA

Kapadokya yazımın devamı olacak nitelikte bi yazı yazayım dedim ama Hotel Rox Göreme başlı başına bi yazı olmaya aday oldu resmen. Aslında Hotel Rox Kapadokya’da konaklamayı planlamıştık ama önceden rezervasyon yaptırmayı unutunca bi telaşla Hotel Rox Göreme’ye yönlendirildik. O hafta Capadox Festivali olduğu için otellerde inanılmaz derecede bi doluluk vardı. Neyseki kalan tek oda olan Hotel Rox Göreme’ye sığındık =)

Peribacalarının içine yapılmış mağaralarda bir gece geçirdik. Alanur girince bi an ürktü ama sonradan alıştı tabiki =) Farklı bi deneyim oldu hepimiz için. Otelin terası ise o kadar güzel bi manzaraya sahipti ki sabah balon turları biraz daha fazla olsaydı harika bi görüntü ortaya çıkabilirdi. Otel sahibemiz sevgili Sevim Hanım ve Eşi o kadar içten ve samimiydi ki herşey için bi kez daha teşekkür ederim. Kahvaltı dahil herşey muhteşemdi. Konum olarak Göreme merkeze çok yakın olduğu için bazı güzellikleri yürüyerek keşfetmek çok iyi geldi ♥ 

Pazar sabahı yapılan balon turlarının terastaki görüntüsü

Otelimizin terasından manzarımız muhteşemdi. Sabah güneş yüzünü göstermeye başladığında, otelimizin terasına çıktık. Muhtemelen sabahın ilk ışıkları günü ağartırken, benim gibi yüzünüzde saçma sapan bir gülümseme belirecektir. Balonların yavaş yavaş ısıtılmaya başladığı anı izlerken, bir yandan da kahvenizi yudumlayın. NEFİS! Hani diyorum ya “Burası büyüleyici bir yer.” diye. Kapadokya gerçekten özellikle sabahları görsel şov sunarcasına size hizmet ediyor. Bizim gittiğimiz günlerde hava şartları balon turları için pek müsait değildi. 3 günlük seferler iptal edilmişti. Ama pazar günü seferlerin yeniden yapıldığını gördük. Harika bir görüntüydü ♥ 

Terasa çıkan merdivenler de eski bir çok eşyaya rastlamak mümkün.

Otel odamız biraz küçüktü ama 1 gece kalacağımız için bi de o kalabalıkta yer bulduğumuza şükrettiğimiz için çok öyle üstelemedik açıkçası. Vintage eşyalarla tasarlanmış odamızda bi sürü değişik detaylar vardı. Ve kabul etmeliyiz ki mağara olmaması sebebiyle içerideki hava akımı pek bana göre değildi. Acayip bi rutubet ve eski eşya kokusu vardı resmen bodrumda yatmış hissi veriyordu =)

Eski tam manasıyla eski bu otelde yatak kenarlarındaki aplik kafeslerin eskiye ait tozları resmen hala üzerindeydi.

Tüfeklerden yapılmış aydınlatma detayları da güzel düşünülmüş çok hoşuma gitti.

Son olarak özenle haızrlanmış kahvaltımızı yaptıktan sonra otelden ayrıldık. Sevim Hanım ilk başta dediğim gibi o kadar samimiydi ki Alanur’a giderken yiyemediği kek ve börekleri yanına koymak istedi tam bi anneanne modunda =) Son olarak bu oteli tavsiye eder miyim evet mutlaka ederim ama bizim kaldığımız oda da değil de yukarı katlardaki pencereli odaların daha konforlu olacağına eminim =)

Daha önce yazıdığım Kapadokya yazımı okumak isterseniz buraya tıklayabilirsiniz.

2 Yorum Var

Kısacık Tatilin En Güzel Rotası : KAPADOKYA

Herkese Kapadokyalı kocaman bir merhaba,

Hayatımızda hep güzelliklerin olduğu iyi bir hafta olsun =) 

İnstagram‘dan takip edenler biliyor ki ramazan’dan önceki haftasonunu değerlendirmek amaçlı kısacık bi tatil planını yapmıştık. Bu kısacık dediğimiz tatilin bu kadar güzel anılarla her karesine aşık olunası güzellikte olması bizim için büyük bi hediye oldu resmen. KAPADOKYA  sen tam bir doğa harikasısın ne muhteşem bi güzelliktesin. Daha önce lise yıllarımda asmalı konaktan sebep bi kez daha gitmiştim yine aynı şekilde beni kendine hayran bıraktırmıştı. Üstelik kısa deyip de geçmeyin bayram tatilini değerlendirmek için güzel bi alternatif olabilir aslında. Balon turları, atlar, trekking, güvercinlik ve tabiki konaklamamızı yaptığımız mağaralar =) Evet mağaralar, konaklamamızı Göreme’de yaptık resmen şu görmüş olduğunuz peribacalarının içinde mağarada kaldık otelimizin adı ROX GÖREMEOnu daha sonraki postumda daha detaylı bir şekilde yazdım♥  Okumak için bi tık. Hadi şimdi biraz fotoğraflarla oraya biraz ışınlanalım =)

Otelimizin terasından manzarımız muhteşemdi. Sabah güneş yüzünü göstermeye başladığında, otelimizin terasına çıktık. Muhtemelen sabahın ilk ışıkları günü ağartırken, benim gibi yüzünüzde saçma sapan bir gülümseme belirecektir. Balonların yavaş yavaş ısıtılmaya başladığı anı izlerken, bir yandan da kahvenizi yudumlayın. NEFİS! Hani diyorum ya “Burası büyüleyici bir yer.” diye. Kapadokya gerçekten özellikle sabahları görsel şov sunarcasına size hizmet ediyor. Bizim gittiğimiz günlerde hava şartları balon turları için pek müsait değildi. 3 günlük seferler iptal edilmişti. Ama pazar günü seferlerin yeniden yapıldığını gördük. Harika bir görüntüydü ♥ 

Kapadokya’da yapabileceğiniz bir çok aktivite var.

Balonlar ve çömlekler Kapadokya’nın vazgeçilmezleri. Güneşin doğuşunu balondan izleyebilir , çömlek atölyelerinde kendi tasarımınız testiler ve bardaklara sahip olabilirsiniz.

Kapadokya’da yemek için öne çıkan önerilerde tandır ve çömlek kebabı seçenekleri başta geliyor. Dağın oyulmasıyla kurulan, taş masalardan oluşan mekânlarda hem yemek yeme zevkini tadabilir, hem de oldukça farklı ve özgün bir mekânda yemek keyfini yaşama şansı bulabilirsiniz.

Taşların yapısını incelemek resmen insanın hayretini kat kat arttırıyor. 

Kapadokya 3 adet volkanik yanardağın (Erciyes, Hasan Dağı, Melendiz Dağı) milyonlarca yıl önce aynı anda aktif olmasından dolayı 1000 metre ile 5000 metre arasında bir derinlikte lav ile dolmuş ve bu lavlar şu anda sertleşerek  ve fiziksel erozyon sonucu hal hazırdaki Kapadokya’nın yapısını oluşturmuştur.

Güvercinlik Vadisi

Doğayla ve tarihle baş başa kalınabilecek güzelliklerden biri olan Güvercinlik Vadisi için tercih edilmesi gereken en uygun zamanın bahar ayları olduğu söylenebilir. Nazar boncuklu ağaçlar, güvercinler, trekking alanı ve şelale Güvercinlik Vadisi için görmenizi önerebileceğim yerler arasında.

Asmalı Konak hala yoğun bi rağbet görüyor ama bence çok anlamsız. Yani şu şekilde madem bu kadar rağbet gören bi yer içeriye biraz daha bakım yapın. Ne biliym bi balmumu heykelleri yapılabilir dizi karakterlerinin, içerinin diziyle pek alakası yok resmen. Sadece arada bi dizi müziği çalıyor ve eski bi televizyondan diziden sadece bi kare sürekli döndürülüyor =) Odalar bile açık değil sadece avluda gezebiliyorsunuz üstelik giriş ücretli.

Üç Güzeller

Üç güzeller, iki büyük bir küçük peribacasının (benim fotoğrafta 4 tane görünüyor ama neden öyle çıkmış anlamadım) anne baba çocuktan oluşan çekirdek aile misali dizilimi, Kapadokya’da görülmeden geçilmeyecek bir nokta resmen. Sanki tanıdık bir aileye uğramadan geçmek ya da durup bir fotoğraf çektirelim dememek eksiklikmiş gibi herkes oraya toplanmış. =)

Şimdilik bukadar yazacaklarım ama daha çok fotoğraf var aslında. Önce Rox Göreme’yi yazacağım ondan sonra belki bi post daha yapmayı düşünebilirim ♥ 

Hotel Rox Göreme yazımı okumak için buraya tıklayabilirsiniz.

2 Yorum Var

EV GEZMESİ | MODUMA GÖRE DEKORASYON

Herkese merhaba 

Festivaller, workshoplar derken uzun zamandır ara verdiğim ev gezmesi yazılarımı tekrar bi  toparlayayım dedim. Ve ilk olarak da sevgili Kübra’nın evine misafir oldum. İnstagram’dan @kubraninevi  olarak bulabileceğiniz ve sayfasında genellikle kitap yorumlarıyla, minik Hira’ya ve keyif dolu kahve kareleriyle insanın içini açıyor resmen =)

Gelelim ev gezmesi fikrime. Kübra’nın oturma odasını iskandinav tarza dönüştürme hikayesine attığı fotoğraflarla az çok bilgi sahibi olmuştum. Onu bloguma davet ettiğimde ise son hazırlıklarının da bitmesi ile hemencecik bana dönüş yaptı. Evinin dekorasyonunda tek bir tarza bağlı kalmayan, farklı dekorasyonların insan psikolojisini etkilediğini düşünen ev sahibemiz hem vintage hem iskandinav tarzla evini döşemeye özen göstermiş.

EV GEZMESİ | KÜBRA’NIN EVİ

“Öncelikle dekorasyona olan ilgimden dolayı şimdiye kadar severek takip ettiğim Hilibon’un ev gezmesi yazı dizisine misafir olduğum için ne kadar mutlu olduğumu belirtmek isterim.

İnstagram kullanıcı ismimden de anlaşılacağı üzere tipik bir yengeç olarak evime çok düşkün biriyim. En ince ayrıntının bile içime sinmesi, benim için çok önemli.

Ben evin her odasının farklı bir tarzda olmasından yanayım. Çünkü dekorasyonun insan psikolojisini çok etkilediğini düşünüyorum. Mesela baharın renklerini özlediğimde ve nostaljik havaya girmek istediğimde vintage tarzındaki salonumda, sadeliği ve rahatlığı istediğimde ise İskandinav tarzındaki oturma odamda vakit geçirmek bana çok iyi geliyor.

Salonumun baş köşesindeki radyom babamın dedesinden yadigar, tahminen 30-40 senelik ve hala çalışır durumda. O yüzden benim için çok kıymetli. Vintage havasıyla mobilyalarımla olan uyumunu da ayrı seviyorum.

Oturma odamın tarzı ise yeni yeni oturmakta. Günlük kullanım alanımız olduğundan diğer odaların aksine daha sade, yorucu renklerden uzak ve samimi bir ortamı olmasını istiyordum. Biraz araştırdıktan sonra, 3 yıl önce evlendiğimizde sadece köşe koltuk ve tv den ibaret olan odamızı kırlentler, raflar ve çerçeveler yardımıyla İskandinav tarzına dönüştürdüm ve artık her şeyiyle içime sindi çok şükür. Hatta misafirlerim bile çoğu zaman oturma odasını daha rahat ve samimi bulup salona geçmek istemiyor =)

Gelelim evimizin neşesi Hira’mın odasına.

Odasına bakmaya gittiğimizde o kadar uçuk fiyatlar ve renkli, abartı mobilyalar ile karşılaştık ki, sade kullanışlı bir oda arayışımız için soluğu İkea’da aldık. Çokta memnunuz.

Çerçeveleri de cinsiyetini öğrendikten sonra sabırla beklerken, bugünlerin hayalini kurarak kızım için işlediğim etaminlerle doldurdum. El emeği gibisi yok 

Ve tabii kahvem ve fırsat buldukça okuduğum kitaplarımla karelere döktüğüm sunum fotoğraflarım.. Beğeniler ve geri dönüşler aldıkça mutlu oluyorum, bu yüzden instagram bana çoğu zaman terapi gibi geliyor =)”

1 Yorum Var

ÇEKİLİŞ | Lovely Days Baby

Siz hamileliğinizin tadını çıkartırken, bi yandan bebeğinizin odası için en güzel ürünleri hazırlatmaya ne dersiniz?

Markanın kurucusu sevgili Sümeyye Hanım’ın emekleriyle büyüttüğü cicişeylerdükkanı artık @lovelydaysbaby ile aramızda. Benim de çok beğendiğim ürünlerini sayfasından daha detaylı inceleyebilirsiniz. Sizin için de bu filli yastıkları seçerek hediye etmek istedim umarım beğenirsiniz. Sadece pembe değil nil yeşili, sarı, mavi, gri ve lila rengi de var.

Çekilişin detaylarına @hilibon tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Doğumlarda, doğumgünlerinde hediye edilebilecek çok şirin keçeden ürünler de var.

Hamileyken veya anne olduktan sonra artık en ufak detaylar bile bizim için çok önemli bir hale geliyor hele ki konumuz canımız evladımız olunca. Yeni sezonda bebekler için en özel ve en yumuşacık kumaşları seçip, çiziminden işlemelerine kadar büyük bir özenle çalışan Lovely Day Baby ürünlerine göz atmayı unutmayın olur mu?

Yorum Yap

Uluslararası Çikolata Festivali

Herkese merhaba,

20-21-22-23 Nisan tarihlerinde Tarihi Sirkeci Garı’nda öne çıkan çikolata, kahve, çay ve tasarım markaları katılımcılar ile buluştu. Festival kapsamında workshoplar, usta şefler tarafından özel seminerler ve söyleşiler, çikolatanın teknoloji ile buluştuğu birbirinden farklı uygulamalar, interaktif festival deneyimi ile çikolataya dair merak edilen her şey tüketici ile buluştu. Tabiki bu vazgeçilmez lezzetin tutkunu olan çocuklar da  kendileri için birbirinden eğlenceli aktiviteler ile hazırlanan kidszone alanında festival keyfini doyasıya çıkardı…Ayağımızın tozuyla yetiştiğimiz çikolata festivalinde aslında daha çok çikolata yemeyi hayal etmiştim. İçeride çok güzel çikolatalar vardı fakat bazı çikolataların sadece tanıtım amaçlı ve ücretli olması pek hoş değildi.

Çikolata Festivali’nde çikolatanın yanı sıra The North Fox, Wohha, Vagon Dergi ve Olmadık Dükkan gibi dergi ve tasarım markalarını da keşfetme şansı bulduk.

Benzersiz tasarım modelleriyle dikkat çeken The North Fox 

Nestlé Çikolata, özel seri 1927 çikolataları ve daha pek çok ürünüyle bizi festivalin girişinde karşıladı! Paket paket çikolata dağıtan tek markaydı. Kocaman kahve sırasını festivalde olduğumuz için ortamın atmosferini bozmamak adına sabır gösterip bekledik ama kahve pek de iç açıcı değildi doğrusu =)

Festivalde eğlence zamanı

Cocoas Chocolat da lezzetli el yapımı çikolatalarıyla!

Jacqueline Cookies; Belçika çikolatası, Madagaskar vanilyası, Batı Afrika kakaosu, Avustralya’ya özgü makademya fındığı gibi tamamı doğal malzemelerle hazırladığı geleneksel cookie’leriyle festivaldeki en güzel lezzetlerden biriydi!

1924 yılında “Elite Çikolata, Meyveli Şeker ve Karamela Fabrikası” adı altinda İstanbul’da kurulan, gerçek bir tarih Elit Çikolata. Hem lezzetli ürünleri hem de dikkat çeken çikolata sergisi.

Ve tabi ki festivale damgasını Kuru Kahveci Mehmet Efendi vurmuştu. Vagonları giydirmişler, sınırsız kahve içme şansı ve bi dünya hediye ile karşımızda. Bi kez daha takdir ettim bu işi hakkıyla yapıyorlar.

Kurukahveci Mehmet Efendi

çikolatalara eşlik eden leziz Türk kahvesinin yanı sıra farklı içerikli kahveleriyle yine harikaydı.

Vagonun içi mini bir kafe

Uluslararası Çikolata Festivali cumartesi günü için bol gülmeli, kısmen lezzetli ve şen kahkahalı bir festivaldi. Tekrarı bi daha olur mu bilmiyorum ama eğer olursa daha çok ürün tatmak isterim =)

http://www.cikolatafestivali.com/

Yorum Yap